İşten Çıkarmak da Profesyonellik İster


Bir kurumun çalışanlarına gerçekten değer verip vermediğini anlamak istiyorsanız, işe alım süreçlerine değil, çalışana sağladığı imkanlara değil, asıl… çalışanlarını nasıl işten çıkardığına bakın. Çünkü bir şirketin, artık birlikte çalışmama kararı aldığı personeline yaptığı muamele, bu süreci yönetme şekli, şirketin kurumsallığını ve insana verdiği değeri gösterdiği gibi, geride kalan çalışanların performansını da, şirketin dışarıdaki itibar ve imajını da çok etkiliyor. Özetle, işten çıkarmak da çok profesyonellik isteyen bir iş. Ve ne yazık ki, Türk şirketleri bu konuda başarısız.

– Bir kurumun pazarlama bölümünde çalışan Can’a insan kaynaklarında çalışan biri gelip bir kağıt uzatıyor: “Bu senin tazminat ve diğer hesaplamaların. Pazarlamadan birini çıkartacaktık. Senin tazminatın az, zaten çoluk cocuğun da yok, seni çıkardık. Bu da kağıttaki hesaplaman…” diyor.

– X şirketinde grafiker olarak çalışan Nazlı’nın işten çıkarılacağı dedikodusu yayılıyor. Dedikokuyu yayan da şirketin bilgi işlem müdürü, çünkü yöneticiler ondan Nazlı’nın dosyalarını yedeklemesini istemiş. Bilgi işlem müdürü bunu herkese yayınca Nazlı hariç herkes onun işten çıkarılacağını öğreniyor. Nazlı da akşam turnikeden geçtiğinde kartı kendisinden istenince işten çıkarıldığını öğreniyor. Bu arada bu bilgi işlem müdürünün ilk vukuatı değildi, yakın çevresine işten çıkarılacakları önceden haber vermeyi kendine misyon edinmişti.

– 46 yaşındaki muhasebe müdürü Hakan Bey’in tatilde olduğu sırada işine son verildi, kendisine ise bu haber, altında çalışanları tarafından verildi.

– 28 yaşında gıda firmasında muhasebede çalışan Alper’i müdürü yemeğe çağırmış, dışarda yemek yemişler duygusal bir konuşmanın ardından “Sen daha iyi pozisyonları hakediyorsun, sana referans da oluruz. Kendine iş bak” diyor.

– 36 yaşındaki Hamdi’nin karısı ile müdürün karısı samimi. Kadın Hamdi’nin karısına “Bizim bey utanıyor söylemeye ama yönetim onu çıkarmasını söylemiş, uygun bir dille sen akşam kocana söyle” diyor.

– 22 yaşındaki Burcu’ya fuar hostesliği yaptığı firma Facebook’tan “İş iptal; bundan sonraki projelerde seninle çalışmayacağız” diyor.

– Anaokulu öğretmenliği yapan 29 yaşındaki Gamze’yi okul müdürü telefonla arayarak, “artık seninle yollarımızı ayırıyoruz” diyor.

Bunlar bir çırpıda kendi yakın çevremizden derlediğimiz işten çıkarma örnekleri. İsimler değiştirilmiş ama pozisyonlar ve hikayeler gerçek. Bu örnekler çoğaltılabilir. İşten çıkarma olayı zaten tatsız bir olay, bunun çalışana tebliğ ediliş yöntemi durumu iyice tatsız kılabiliyor.

2001 krizi kötü bir sınav oldu

İşe alım kadar işten çıkarma da titizlikle yürütülmesi gereken bir süreç. Hatta belki de işe alımdan bile önemli. Ama ne yazık ki bu konuda pek profesyonelce davranılmıyor. Türkiye işten çıkarmalar konusunda en kötü sınavını 2001 krizinde verdi. Hemen hemen her sektörde toplu işten çıkarmalar yaşandı ve bu sürecin yöntemi de en az işten çıkarılma kadar can acıtıcıydı. İnsanlar bir gün işlerine gidip, turnikelerden geçemeyince işten çıkarıldıklarını öğrendiler. O günden bugüne çok şey değişti elbette. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Erdem Özdemir, “2001 krizinde, 1475 sayılı İş Kanunu yürürlükte idi ve iş güvencesi sistemi yoktu. Sadece kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş akitleri feshedilebiliyordu. Kaybedilen işe iade davalarının maliyetini dikkate alırsak artık bu gibi bir uygulama yapmanın bedelinin ağır olacağı kanısındayım” diyor ama buna rağmen çalışana ‘sen yarın gelme’ diyen işyeri hâlâ çok.

Geri bildirim yapamıyoruz
Çalışanı işten çıkarmak şirket ve insan kaynakları açısından sancılı bir süreç. Uluslararası, kurumsallaşmış şirketlerde bu süreç daha iyi yönetiliyor mutlaka ama Türkiye geneline bakıldığında işten çıkarılmalar hiç de profesyonelce yapılmıyor. Duygusallık da işin içine girince insan kaynakları düşük performanslı kişiyi karşısına alıp ona zamanında geri bildirim yapamıyor, işten çıkarılma sürecini de eline yüzüne bulaştırabiliyor. HRM Danışmanlık Yöneticisi Ayşegül Davutoğlu, Türkiye’de birçok yöneticinin işten çıkarma kararını bildirme görevini üstlenmek istemeyip, genel olarak çalışanı İK’ya yönlendirmeyi; bazı durumlarda ise bu bilgiyi e-posta ya da SMS ile iletmeyi tercih ettiklerini söylüyor.
Bunun son örneği Türk Hava Yolları (THY) oldu. Mayıs ayında THY, 300’den fazla çalışanını grev yasağına karşı eylem yaptıkları gerekçesiyle işten çıkardı ve bu çalışanlara SMS ile bildirildi. Hava İş Sendikası, SMS yoluyla işten çıkarmanın yasal olmadığını iddia etti.

Hukukçular fesih bildiriminin yazılı olarak ve imza karşılığında yapılmasının şart olduğunu söylüyorlar.
SMS veya e-posta ile bildirim daha çok ekonomik kriz dönemlerinde mecbur kalınan toplu işten çıkarmalarda veya geniş coğrafyada faaliyet gösteren firmaların uzak bölgelerdeki çalışanları için kullandıkları bir yöntem. Ama bu yöntemin hukuka uygunluğu, etik olup olmadığı tartışılıyor, ayrıca iletişim kazalarına da sebep olabiliyor.
Örneğin İngiltere’de Aviva Inverstors firması sadece bir işçiye gönderilmesi gereken işten çıkarılma e-postasını 1.300 işçiye gönderdi. 25 dakika içinde bu yanlışlığın farkedilmesine ve tekrar bir e-posta atılmasına rağmen olay internete sızdı ve ortalık karıştı.

O bankanın kapısından içeri girmem

Kötü işten çıkarma örnekleri şirketin geri kalanı için de kötü bir etki yaratıyor. Yolları güzel güzel ayırmak iki taraf açısından da faydalı. Çalışan tekrar orada çalışma ihtimalini düşünerek gemileri yakmamalı. Aynı şekilde şirket de çalışanın yaşadığı deneyimi ağızdan ağıza hızla yayacağını ve bu durumun işveren markası olma yolundaki şirketler için hiç istenmeyen bir durum olacağını unutmamalı.

Hazar Candan Wilson, işten çıkarma süreçlerini doğru yönetemeyen şirketlerin öncelikle işveren markası anlamında önemli zararlar gördüklerini söylüyor: “Yanlış işten çıkarmaları ile ün salmış bir şirket her zaman nitelikli insan kaynağını şirkete çekmekte zorlanacaktır. Diğer taraftan, direkt olarak tüketiciye hitap eden bir markaya sahipseniz, bu tür olumsuz olaylarla markanızın değerinin de etkilenmesi muhtemeldir. Bir bankanın 2008 krizi esnasında bir günde yaptığı toplu işten çıkarmayı hatırlayalım. Bu olayın markaya verdiği zararı bir düşünelim. Ben şahsen duyarlı bir vatandaş olarak artık o bankanın kapısından içeri girmem ve aradan geçen 4 yılda ne kadar reklam yaparlarsa yapsınlar, benim kafamda zedelenen imajlarını asla onaramadılar.”

Adecco Türkiye İK Direktörü Akgül Can Beyhan, ayrılan çalışanların, şirketin personeline yaşadıklarını anlattığında çalışanlar üzerinde ‘bugün ona yapılan, yarın bana da yapılır’ düşüncesinin uyanacağına, bunun da çalışanların performansını düşürebileceğine dikkat çekiyor.

Kibarca işten çıkarma yöntemleri
İşten çıkarma yöntemleri internette, forumlarda da tartışılıyor. Uludağ Sözlük’te “Kibarca işten çıkarma yöntemleri” başlığı altında pek çok ‘kibar’ (mizahi) yöntem sıralanıyor. Bunlardan bazıları şöyle;
* Almanya’dan oğlum geldi, onu çalıştıracağım.
* Bak bakalım ben dışarıda mıyım?
* Sorun sende değil bende, daha fazla birlikte çalışamayız.
* Seni ücretsiz izne çıkarıyoruz.
* Sen bu işten daha iyilerine layıksın…
* Çanlar senin için çalıyor
* Hadımköy de oturan çalışanı Kurtköy ofiste görevlendirmek de bir yöntem.

Adım adım işten çıkarma
HRM Danışmanlık Yöneticisi Ayşegül Davutoğlu
, usulünce işten çıkarmanın adım adım nasıl yapılacağını şöyle anlatıyor:
Ön bilgi paylaşımı / hazırlık toplantısı: İK yöneticisi olarak, işten çıkarma kararı alınan çalışanın yöneticisi ile bir araya gelerek, işten çıkarma nedenleri hakkında detaylı bilgi almak; aynı zamanda da yöneticiyi ve gerekirse üst yönetimi işten çıkarmaların hukuki süreci hakkında bilgilendirmek önemlidir. Bu aşamada, eğer ihtiyaç var ise yöneticiye işten çıkarma görüşmesini etkili yönetebilmesi için destek verilmelidir.
Süreç yönetimi: Ofis içi veya dışında dedikodu ve spekülasyonlara fırsat vermemek için işten çıkarma kararı alındıktan sonra, hızlı ve kesin adımlarla ilerlenmelidir. İşten çıkarma görüşmesinin önceden yapılandırılması (başlangıç, süreyi belirleme ve planlama, içeriği netleştirme, itirazları öngörme ve karşılama, kapanış) süreci etkili kılacak ve her iki taraf için de rahatlatıcı olacaktır.

İşten çıkarma görüşmesi: 3 aşamalı olarak planlanmalıdır:
İlk aşamada çalışan ile yöneticisi, özellikle de işten çıkarma nedenleri üzerinde görüşmelidir. Nedenler, somut veriler ve spesifik örnekler ile aktarılmalıdır. İşten çıkarılma kararına sebep olan nedenler ile ilgili yöneticinin önceden bazı uyarılarda bulunmuş olması, işten çıkarma konuşması için uygun zemin hazırlar. Bir şeylerin doğru gitmediğini kişi zaten biliyor olacaktır. Ancak, yönetim önceden hiçbir uyarıda bulunmadıysa, çalışan alınan karara tepkisel yaklaşabilir.

– İkinci aşamada; görüşmeye, İK yöneticisi dâhil edilmeli. İK yöneticisi hem yöneticinin, hem de çalışanın görüştükleri nedenleri kendisi ile paylaşmasını istemeli; çalışanın bu kararı nasıl algıladığını ölçümlemeye çalışmalı. Eğer çalışan işten çıkartılma kararının nedenlerinden tatmin olmamış ise İK yöneticisi süreci netleştirmek için mediatör görevi üstlenmelidir. İK yöneticisi çalışanın kanuni hakları hakkında hem yazılı, hem sözlü bilgi vermeli. Varsa sağlanan destek hizmetler (outplacement gibi) hakkında bilgi paylaşın.

– Üçüncü aşamada ise, İK yöneticisi çalışan ile yöneticinin olmadığı bir ortamda ayrıca bir işten çıkarma mülakatı gerçekleştirmeli. Şirketin gelişimi için alacağınız geribildirimler çok kıymetli olacaktır. Görüşmeler sonunda çalışan kapıya kadar geçirilmelidir.

SMS ve e-postayla bildirim hukuka uygun mu?
Zaman zaman e-postayla, SMS ile insanlar işten çıkarıldıkları haberlerini alıyorlar, böyle bir uygulama hukuki açıdan mümkün mü? Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Erdem Özdemir bu soruya şöyle cevap veriyor:
“İşletme gerekleri, işçinin verimlilik veya davranışlarına dayalı olarak gerçekleştirilen fesih bildiriminin yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması lazım, verimlilik ve davranışlar nedeniyle fesihlerde ayrıca savunma da alınmalı. Önemle altını çizelim: Bunlar geçerlilik koşulu, bu koşullara uymadığınız zaman işçi, başka bir hususun araştırılmasına gerek kalmadan işe iade davasını kazanabiliyor.

SMS veya e-posta, işçi bildirimi imzalamazsa, tutanağın yanında delil olarak kullanılabilir görüşündeyim. Ayrıca elektronik bildirimlerin geçerliliği yönünde hukukumuzda bir gelişim söz konusu. Tebligat Kanunumuzda, Ceza Muhakemesi Kanunumuzda, Ticaret Kanunumuzda, Yeni Borçlar Kanunumuzda elektronik tebligata ilişkin düzenlemeler getirildi. Güvenli e-imza ve kayıtlı e-posta sistemine ilişkin yasal altyapı kuruldu. Bu hükümlere göre yazılı şekil koşulunun yerine getirilmesi mümkün olabilecektir. Ancak bu sistem dışında, kişisel mobil telefon veya e-mailler vasıtası ile yazılı şekil koşulunun yerine getirildiği söylenemeyecektir. İşverenlerin bu durumda klasik yöntemi izlemeleri, ancak bu gibi bildirim yöntemlerini kendisine yapılan tebligatı imzalamayan işçi için tutulan tutanağın yanında yardımcı olarak kullanmaları bence yerinde olur.
Tabii burada çok önemli bir nokta var. İş Kanunumuzda geçerli sebeplerin yanında bir de haklı sebepler var. Örneğin, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması, cinsel tacizde bulunması gibi. Bu sebepler söz konusu olduğunda, haklı fesih bildiriminin benzer şekilde yazılı yapılması geçerlilik koşulu olarak düzenlenmiş değil.”

Herkes çıkış mülakatı yapmalı
Bugün pek çok kurumsal firma işten çıkan çalışanlarına çıkış mülakatı yapıyor ve kimi zaman onlara outplacement hizmeti, yani yeni kariyer imkanları sunuyor.

İnsan kaynakları uzmanları işten çıkış mülakatlarının çok önemli olduğunun, hem şirkete önemli geribildirimler sağladığının, hem de çalışanın kendini daha iyi hissettiğinin altını çiziyorlar. Ve bu nedenle de işten çıkış mülakatlarını tüm şirketlerin uygulamasını tavsiye ediyorlar. Çıkış mülakatları, o güne kadar söylenemeyenleri söylemek, bir şirketteki sorunları açığa çıkarmak açısından çok değerli. Hazar Candan Wilson, bu sayede çalıştıkları bir şirketteki usulsüzlüğün ortaya çıktığını söylüyor.

Outplacement ise işten çıkarılanlara sunulan bir çeşit kariyer danışmalığı hizmeti. Şirketler bu hizmeti çoğunlukla dışarıdan alıyorlar ve bu oldukça maliyetli bir iş. O nedenle her şirketin outplacement’a bütçe ayırması zor görünüyor. Wilson, “Bu hizmet için bütçe ayıramayan şirketler ise en azından kendi İK departmanları aracılığı ile ufak çaplı bir outplacement hizmeti verebilirler. Örneğin aynen işe girerken çalışana verdikleri oryantasyon programı gibi, işten çıkarılan ve ihtiyacı olan çalışana kariyer planlama, iş arama yöntemleri, CV hazırlama, mülakat süreci gibi konuları içeren kısa bir oryantasyon verilebilir” diyor.

DBE’den çıkış mülakatı eğitimi
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Kurumsal Gelişim Merkezi 2012 Açık Eğitimleri kapsamında “Çıkış Mülakatı Eğitimi” veriyor. 16 Ekim Salı 09.00 – 17.00 DBE Esentepe Şişli Eğitim Salonu’nda yapılacak eğitim kapsamında, itibar yönetimi konusu irdelenerek işten çıkarmalarda uygulanması gereken prosedür ve politikalar konuşulacak. Eğitimde, katılımcılar; ‘kurumlarda itibar yönetimi, Y kuşağı ne ister, çıkış mülakatının amaçları ve koşulları, çıkış mülakatı süreci ve mülakatı yapacak kişinin iletişim ve empati yeteneği, çıkış mülakatı formu ve mülakat uygulamaları’ konusunda bilgilendirilecek.
Eğitimi verecek olan etik danışmanı ve co-active koç Şebnem Ergül, “İşten çıkarma şekli ve süreci sadece gidenler için değil, kalanlar için de önemli bir referanstır. Sağlıklı bir işten çıkarma sürecinin yürütülmediği kurumlarda işe alma, yetenek yönetimi, kişisel gelişim ve eğitim süreçlerinin yeterince etkili olması beklenemez. Dolayısıyla çıkış mülakatının ayrılan ve kalan çalışanlarla kurumun itibar performasına etkisi oldukça fazladır. Çıkış mülakatı itibar yönetiminin bileşenleri olan etik, sosyal sorumluluk, hizmet kalitesi, çalışan bağlılığı, liderlik ve kurumun perfomans sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Çıkış mülakatı sayısı ve çıkış mülakatı formu geri dönme oranı da kurumun itibar performansını ölçmede önemli bir performans göstergesidir” diyor.